top of page

Deli Eylül Harfleri

  • 30 Eyl 2025
  • 3 dakikada okunur

Uzun zaman olmuş harflere sığınmayalı. Oysa parmaklarım hep klavye üzerinde geziniyordu ama konu kendime geldiğinde ise, işte onun için harfler bir araya gelmiyordu, gelemiyordu. Halbuki bilirdim, ne zaman harflerden uzaklaşsam; sonunda kendimi koşa koşa orda bulurdum, o sığınakta...


"İnan bana, çok geç değil. Mevsim bahar ama kış değil." diyor ya arka fonda çalan şarkıda, işte o misaldi belki de. Geç değildi elbet hiçbir şey için. Daha bahardı, kış gelmemişti ve ben kış gelmeden gelmiştim buraya, bir deli eylülde... Düşünüyorum da, ne yaşamışım ne bitmişti onca zamanda? Hiç mi bir satır karalayasım gelmemişti? Hiç mi kendime düşünmemiş, hiç mi "Düşünüyorum öyleyse yokum!" dememiştim? Elbet yok olduğum anlar olsa gerekti. Ve elbet o anlardan çıkabilmiş olsam gerekti. "Var" olmuş olsam gerekti...


Sahi, nasıl vardım ben? Bir arkadaşımın attığı bir post ile, bir buçuk sene önce bana ait olan odaya gidesim gelmesi; şuan bulunduğum bu şehirde "var olduğum" gerçeğini değiştirmezdi değil mi? Sadece "göreslenmiş" olsam gerekti... Hem orayı, hem ordaki beni...


İnsan elbet her şeye alışıyordu. Bir sene alışmak için uygun bir zaman olsa gerekti. Sadece, o bir senenin sonunda geçen zaman ve yeni düşünceler ile hayat yoğunlaştırıyordu; "Sahi ne yapıyorum ben? Nasıl gidiyor her şey? İyi miyim?" ...


Sahi, iyi miyim? Esasen iyi olduğumu bilmiyor değildim. Sadece bu soruyu kendime hiç sormamış, hiç cevaplamamıştım. Oysa her gün herkesin birbirine sorduğu bir soruydu bu. Lakin kendimize sormayı unuttuğumuz...


Bir yıl geçmişti mesela, o şehri bırakıp gideli. Bir deli Eylül'de, onun elinden tutup, yine ona güvenip başka bir şehre adım atmıştım. Evimi, ailemi, arkadaşlarımı, sokağımı, aile doktorumu, terzimi, fırınımı, eczanemi, kırtasiyemi, saatçimi bırakıp gelmiştim. Ve tüm bunları yeniden inşaya girişmiş, bir evi ise yuva bellemiştim. Bir insana yuvam diyeli ise, iki yıl olmuştu çoktan...


Geçen iki yılda, onun varlığına alışmış olsam da; hâla ona bakıp şey diyordum mesela: Bu adam benim eş ruhum mu şimdi? Böyle hisseden var mıydı acaba? Neydi bu his? İnanamamak mı? Alışamamak değildi mesela, onu ilk gördüğüm gün ona alışmıştım çünkü. O yüzden, inanamamak olsa gerekti bu his. Çünkü bu sevgi delilik ise, o sevginin varlığı da çok akıl işi değil gibiydi...


Ki bu delilikti galiba, beni harflerden uzak kılan. Ama zamanın birinde bir deli Eylül'deki deliliğimde ise, harfler bana geri gelmiş olsa gerekti. Ve bana düşen de, o harfleri kucaklamayı bilmekti... Çünkü yaşadığım bu delilikte dahi, ben ben'dim. Ve benim bir parçam olan harfler de o delilikte yerini bulmalıydı. Yeni bir yuva bulmuştum mesela, yeni bir terzi, yeni bir aile doktoru, yeni bir fırın ve daha nicesi... Sırada aklımdan çıkmayan yeni bir harf vardı...


Evet, yeni bir harfi düşünmeye başlamıştık bu deli eylülde. Bir harf daha eklense deliliğimize, nasıl olurdu ki her şey? Şuan bunu düşünmek, akıllıca mıydı mesela? Biraz daha zaman gerekmez miydi? Yahut baş başa olan deliliğimizi biraz daha uzatmak? Ne kadar zaman yeterdi ki yeni bir harfi düşünmemek için? Peki kulaktan kulağa dolma kalıplar, nasihatler, sözler ve bunların getirdiği kaygılar? Tüm bunları susturamamak, yeni bir harfe adım atma cesaretini vermemeliydi elbet. Peki nasıl hazır olunurdu ki yeni bir harfe?


Bir önceki deli eylülde, onunla yeni bir hayat fikri ne kadar istediğim bir şey olsa da hazır olmadığım ve çok korktuğum da bir şeydi mesela. İnsanın yeni bir hayata hazır olmasına ilişkin bir ihtimal yüzdesi veremezdim ki. Sadece eş ruhuma güvenmiş, elimi tutmasına ve beni yatıştırmasına izin vermiş ve adımlarımızı uyumla atmayı seçmiştik. O güven ve o elin sıcaklığıydı korkularımdan beni özgür kılan şey...


Şimdilerde ise bir diğer deli eylüldeyken, yeni bir harfe hazır olmak için bir hazırlık yüzdesi veremezdim elbet. Çünkü hazır değildim. Ve bu hazır olunabilecek bir şey de değildi. Kaç sene geçerse geçsin, hazırım diyeceğim bir an gelmeyecek gibiydi. Çünkü kaygılı zihnim buna ihtimal dahi vermezdi. Ve elbet o kaygılı zihinle deli dolu çok günler geçirmiştim, tıpkı şu deli eylül gibi... Ama kaygılı bir zihni susturmanın, kaygılı zihnimi susturmanın bir yolu olarak seçim yapmayı öğreneli biraz olmuştu ve şuan da o noktadaydım işte; seçim noktasında. Çünkü düşünerek sadece arafta kalıyorduk, bir delilikten başka bir deliliğe varıyorduk ve iki uç arasında sürüklenmektense yaptığın seçimde sürüklenmek; insana arkasında durabileceği bir şey olduğu gücünü veriyordu. Senin seçimin bu, şimdi bunun sonuçları ile yüzleşme vakti dedirtiyordu. Kaygılarınla savrulmaktansa, kendi kararınla savrulmak; zihninde değil de gerçekten yaşamak gibi hissettiriyordu...


Zihnimde yeterince yaşamış olan ben için yeni bir harf ise; esasen gerçek manada yaşamayı seçmek gibiydi aslında. Ama elbet mesele sadece bu değildi. Zira bu seçimin başlıca nedeni yine o güvendi. Avuçlarımdaki kaygı ve korku yumağı düşüncelerini kucaklayacak, çözecek, yeri gelince kesip atacak olan eş ruhumun daima avuçlarımı tutacağına dair verdiği o saf güven. Çünkü o daha tanıştığımız ilk günden elini uzatmıştı bana. Çünkü tutamadığı zamanlarda dahi onun eli hep tutabileceğim mesafede beni çağırır haldeydi. Avuçları hep bana dönüktü çünkü biz hep onun yüzük parmağının başlangıç yerindeydik...


Bir başka deli eylüldeydik...







Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Hakkımda

WhatsApp Image 2024-07-26 at 10.17.38.jpeg

İnsan dediğin, esasen bir puzzle parçasını oluşturan kişiliğinin; her bir parçasını öncelikle özenle tanımalı. Ardından o parçaların kendisinin bir parçası olduğunu bilerek onları kucaklamayı öğrenmeli. Böylece, her bir parçanın esasen bir resmi oluşturmak için ne derece öneme sahip olduğunu görmeli ve yine her bir parçanın hayatındaki varlığını korumayı amaç edinmeli. Ve işte burası da benim bir puzzle parçam ve çok daha ötesi... Çünkü yazmak, bir hayatta kalma meselesi... Her hal ile yazmak ise ondan çok daha ötesi...

Kategoriler

Zaman Akışı

Abone olun;

Abone Olun!

Abone olduğunuz icin teşekkürler...

© 2022 by Herhalile

bottom of page