top of page

Bir Aile ve bir Güneş

  • 10 Nis 2024
  • 1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 30 Tem 2024

Sahi, neler olup bitiyordu? Anlıyordum, duyuyordum, görüyordum. Anlamamak, görmemek, duymamak mümkün değildi zaten. Gerçi bu mümküniyet, sağlıklı bir bedene sahip olduğumun işareti ise, bundan da şikayet edemezdim. Ama insan bazen; bazı şeyleri ne anlamak ne görmek ne de duymak istiyordu işte. Peki bu şükürsüzlük olarak tabir edilebilir miydi? Bilmiyorum, tartışılırdı... Belki de tek yapmam gereken, bu şehre küsmekti. İnsanlar ne değişiyor ne de konuşmak fayda ediyordu. Uzak da kalamıyordun, gidemiyordun da. O zaman küsmeliydi işte. İnsanlara değil de bir şehre küsmeliydi...


Üzüntülerin hep kendi ailenden gelmesi kadar acı gerçeklikler elbet vardı. Ama aile dediğin olguya huzursuzluğu konduramayaşım, her seferinde bir duraklama dönemi yaşatıyordu hayatıma. Duruyordum da. Durup bakıyordum karşımdaki tabloya. Bir ailenin, o ailenin ferdine yaptıklarına... Üzüntüler bir yabancıdan gelse bu kadar koymazdı elbet ama ailene de seni üzmemesini mi söyleyecektin?! Daha nelerdi! Aileydi o nihayetinde, hayat boyu bir parçandı. Ne gidebildiğin ne de kalabildiğin bir şehir gibiydi. Asla bir ev değil, sadece soğuk bir şehir gibi...


Elimde olsa, sevdiklerimi sımsıkı kucaklar ve o soğuk şehirde onları kalbimdeki sevgiyle ısıtırdım. Ama konu aile olunca, konu bir ailenin bir o ailenin ferdine soğuk bir şehirde gibi hissettirmesi olunca; hiçkimse güneş olamazdı ki sana. Ve bu noktada sadece seyirci sıfatına sahip olmak, bir diğer acı gerçeklikti... "Ben sana güneş olamam ki, bu acına güneş olamam ben." cümlesindeki yakıcı sır ise bir vazgeçişi doğuramazdı ama. O soğuk şehrin rüzgarlarına kapılıp gitmek bir seçim olamazdı zira. Bu seçim bize yakışmazdı.


"Ben senin için bir Güneş olamam ama Güneş elbet doğacak." cümlesindeki umut dolu sırdı çünkü bizi o soğuk şehirde yaşatan...


O Güneş ise her gün doğuyordu...



Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

Hakkımda

WhatsApp Image 2024-07-26 at 10.17.38.jpeg

Şu hayatta gerçek manada yaşıyor olmak, içimizde taşıdığımız ruhu bilmekten geçiyor sanki. O ruh ise esasen binlerce puzzle parçasından ibaret. Bizi biz yapan yapı taşları olan o parçaları bilmek, tanımak ve hayatımızda görebilmek, insanın bir dağın tepesinden aşağı bakıp; "Bakın ben yaşıyorum, anlıyor musunuz? Çünkü görmeniz yetmez, anlamanız gerekir." demesi gibi hissettiriyor insana... Ve işte burası da benim bir puzzle parçam ve çok daha ötesi... Çünkü benim için yazmak, bir hayatta kalma meselesi... Her hal ile yazmak ise ondan çok daha ötesi...

Kategoriler

Zaman Akışı

Abone olun;

Abone Olun!

Abone olduğunuz icin teşekkürler...

© 2022 by Herhalile

bottom of page